Bir pozisyona ne kadar girileceği çoğu zaman bakiyenin sabit bir yüzdesiyle belirleniyor: her işlemde sermayenin yüzde onu. Bu yöntem basit ve bir şeyi hesaba katmıyor: aynı yüzdeyle girilen iki pozisyon, birbirinden çok farklı miktarda para riske atabiliyor.
Ayrı iki soru
Karıştırılan iki soru var ve ayrı tutulmaları gerekiyor.
Ne kadar para bağlıyorum? Pozisyonun büyüklüğü, yani kaç birim aldığınız çarpı fiyat.
Ne kadar para kaybedebilirim? Bu, pozisyon büyüklüğü değil; giriş fiyatı ile çıkış noktanız arasındaki mesafe.
Aynı miktarda para bağlanan iki pozisyondan biri yüzde bir uzakta kapanıyorsa, diğeri yüzde onda kapanıyorsa, ikisi on kat farklı risk taşıyor. Sermayenin yüzdesiyle hesaplanan bir büyüklük bu farkı görmüyor.
Hesabın üç girdisi
Pozisyon büyüklüğünü belirleyen üç sayı var:
- Riske atmayı kabul ettiğiniz tutar. Sermayenin bir yüzdesi olarak yazılıyor ve bu, işlem başına kaybetmeyi göze aldığınız miktar.
- Giriş fiyatı ile çıkış noktası arasındaki mesafe. Yüzde ya da fiyat farkı olarak.
- Sermaye. Birinci maddeyi tutara çeviren sayı.
Bölüm basit: riske atılan tutar, bölü birim başına kayıp. Sonuç, alınacak birim sayısı.
Somut bir örnek. Sermaye yüz bin lira, işlem başına riske atılan yüzde bir, yani bin lira. Giriş fiyatı yüz lira, çıkış noktası doksan beş lira; birim başına kayıp beş lira. Bin bölü beş, iki yüz birim. Pozisyonun büyüklüğü ise yirmi bin lira, yani sermayenin beşte biri.
Aynı hesabı çıkış noktası doksan sekiz olan bir işlem için yaptığınızda beş yüz birim, yani elli bin liralık bir pozisyon çıkıyor. İki işlem çok farklı büyüklükte ve ikisi de aynı bin lirayı riske atıyor.
Değişen mesafenin sonucu
Bu hesabın en çok şaşırtan tarafı şu: çıkış noktası girişe yaklaştıkça pozisyon büyüyor.
Sezgi tersini söylüyor. Dar bir mesafe daha az risk gibi hissettiriyor, oysa aynı riski taşımak için daha çok birim almanız gerekiyor. Dar mesafeyle çalışan bir strateji, bakiyenin büyük kısmını tek bir pozisyona bağlıyor ve burada ikinci bir sınır devreye giriyor.
Bu yüzden hesaba bir üst sınır eklenmesi gerekiyor: hesaplanan büyüklük sermayenin belirli bir oranını aşıyorsa, pozisyon o orana kırpılıyor. Kırpma yapıldığında riske atılan tutar hedefin altına düşüyor ve bu kabul edilebilir; tersi, tek bir işlemde bakiyenin tamamına yakınını bağlamak, kabul edilebilir değil.
Aynı anda değişen iki sayı
Bir sonraki tuzak, riski hem yüzdeyle hem mesafeyle ayarlamak.
Kaybeden bir seriden sonra doğal refleks iki şeyi birden yapmak oluyor: riski yüzde birden yüzde yarıma düşürmek ve aynı zamanda çıkış noktasını daha yakına almak. İkisi birlikte pozisyonu beklenmedik bir yöne itiyor ve hangi değişikliğin ne etki yaptığı ölçülemez hâle geliyor.
Kural olarak: bir seferde tek bir sayı değişsin. Riski değiştiriyorsanız mesafeyi sabit tutun, mesafeyi değiştiriyorsanız riski sabit tutun. Aksi hâlde iki hafta sonra elinizde iyi ya da kötü bir sonuç oluyor ve nedenini gösteren bir kayıt olmuyor.
Aynı yönlü pozisyonlar tek pozisyondur
Son bir nokta ve portföy düzeyinde. Birbirine yakın hareket eden üç varlıkta aynı yönde açılan üç pozisyon, üç ayrı risk değil.
Hesabı pozisyon başına yapıp portföy düzeyinde toplamamak, “her işlemde yüzde bir riske atıyorum” derken aslında yüzde üç riske atmak anlamına geliyor. Aynı sepetteki pozisyonların toplam riskine de bir üst sınır koymak gerekiyor ve o sınır tek işlem sınırının katı olarak düşünülmemeli.



